5 июня 2014 г.




Журнал «IRS-Miras», №8, 2013, стр. 18-23 - СКАЧАТЬ СТАТЬЮ ТУТ

RİZVAN HÜSEYİNOV

Uzun zaman Avrupa bilimi, Sovyet bilimi, günümüzde ise rus tarih bilimi, kafkasyadan daha çok Ön Asyaran) ile bağlantısı kurulan tarihî Azerbaycan topraklarını detaylı araştırmaktan kaçınmaya çalışmıştır. Tarih açısından, Azerbaycan’ın Güney Kafkasya ile doğrudan ilişkisi olmayan Kuzey İran topraklarında yer alan bir bölge olduğuna dair tez yavaş yavaş empoze ediliyordu. Bu düşünce özellikle Ermeni tarihçileri ve siyasetçilerinin hoşuna gitmiştir ki, onların niyeti, Azerbaycan’ın kafkasyadaki tarihî köklerini inkar ederek egemen Azerbaycan Cumhuriyeti'ne karşı günümüzde yapılan ermeni baskısı ile saldırganlığını haklı çıkarmaktır.

Azerbaycan yüzyıllardır bu bölgede önemli siyasi rol oynamıştır. Bu ülkenin sınırları, kuzeyde kafkasya dağ Sırtı ve derbentden (günümüzde dağıstan) ve Güneyde hamadana (merkezî) kadar, Batıda Göyçe Gölünden (günümüzde ermenistan Cumhuriyeti'ndeki Sevan Gölü), Borçalı Bölgesinden (Gürcistan) ve Urmiye Gölünden (kuzey-Batı İran) ve doğuda hazar denizinin kıyılarına kadar olan alanı kapsıyordu.

XIX yüzyılda kafkasyayı keşfetmeye başlayan rus İmparatorluğunun yaptığı bilimsel-tarihsel araştırmalara dayanarak bölgenin günümüzdeki, çoğu zaman çarpıtılmış tarihi yazılmıştır. Bu dönemde Rus tarihçileri tarafından Azerbaycan ile ilgili herşeyi «Fars» olarak takdim etme ve özellikle Türk dili konuşan Azerbaycanlıları «Fars» diye adlandırma geleneği başlatılmıştır



Rus araştırmacıları М.Çulkov, N.Kostomarov, P.Melgunov, А.Popov, О.Zubaşevakorniloviç, А.Şpakovskiy, G.Kotoşihin, А.Mulükin, Y.Kozubskiyin çalışmaları Azerbaycan tarihi ile ilgilibirçok ilginç bilgiler içermektedir, fakat bu yazarlar çoğu zaman Azerbaycan ve Persiya arasında pek ayrım yapmamışlardır. Bu hususu ilk fark eden ünlü Azerbaycanlı araştırmacı Y.Zevakin olmuştur. İncelediği döneme ait kaynakların özelliklerini iyi bilen araştırmacı «Persiya» terimi altında sık sık Azerbaycan’ın, «Farslar» terimi altında ise Azerbaycanlıların kastedildiğini vurgulamıştır (1).


1847 yılı İngiliz haritası: Lowry, J.W.; Sharpe, J. Russia at the Caucasus Fragman

Yukarıda sınırları belirtilen Azerbaycan’ın topraklarını tarif eden çok sayıda Arap, Fars, Osmanlı, Avrupa, rusya, ermeni kaynakları mevcuttur. esasında, aşağıdaAzerbaycan’ın kafkasyadaki birçok tarihî bölgelerini tespit etmeye çalışacağız, yalnızca ermeni ortaçağ dönem ve daha sonraki dönem kaynaklara atıfta bulunacağız.
Azerbaycan’ın toprakları ile ilgili ilginç gerçekler ve şimdiki Ermenistan arazisi ile İrevan’ın (günümüzde Erivan) Azerbaycana ait olmasına ilişkin bilgiler, «Ermeni Tarihinin Babası» sayılan Moisey (Musa) Horenskiynin «coğrafya» eserinde verilmiştir; Azerbaycan şehirlerinin tarifi, ortaçağ Ermeni gezgini Zakariy Akulisskiyin «Günlüğü»nde de vardır.  XIII. yüzyılın Ermeni tarihçisi Etienne orpelian’ın yazılarında «ateşler ülkesinde yaşayan», Kafkasyada ve Küçük Asyada (Anadoluda) Ermenistan bölgesi dahil olmak üzere geniş topraklara sahip olan Azerbaycandaki İldegizidlerin (Atabeylerin) saltanatından bahsedilmektedir. Bu eserde Azerbaycan’ın Atabeyi Şams-ad-din İldegizin hükümdarlığı söz konusudur. Ermeni tarihçilerinin Azerbaycan hakkında verdikleri bu bilgiler, XIX. yüzyılın ünlü Fransız oryantalisti ve Kafkasya bilgini A.J.saint-Martin tarafından «Ermenistan İle İlgili Tarih ve coğrafya notları» eserinde teyit edilmiştir (2).

Ermenileri araştıran ünlü tarihçi akademisyen İ.А.Orbelinin araştırmalarına göre, XIII. yüzyılda Kafkasya Alban devletinin (Haçın Melikliği) Karabağ’daki eski gücünü yeniden kazandıran celaliler prens soyunun Azerbaycan Atabeyleri (Azerbaycan Atabeyleri Devleti -  1136-1225) ile ilişkisi olduğunu vurgulamak yerinde olacaktır. Alban Haçın Melikliğinin kurucusu Prens Hasan celal Davlanın Zakariya nasr Davla ve İvane Аtabey adında erkek kardeşleri vardı (3).Görüldüğü üzere, onların adları ve Azerbaycan Atabeylerinin soyuna ait olma işareti, bu prens soyunun ermenilerle ilişkisi olmadığını açık göstermektedir. Bu husus, Hasan celalin kardeşleri ve çevresinin Azerbaycan Atabeylerinden olan İldegizlere ait olduğunu yazan Kafkasyayı araştıran Fransız tarihçisi saint-Martin tarafından teyit edilmektedir (4).

Aynı zamanda Saint-Martin, V yüzyılda yaşayan Ermeni yazarı M.Horenskiyin yazılarında, Azerbaycan hükümdarları tarafından ta XvI. yüzyılda kurulan Rovan (Revan) şehrinin tarif edildiğini keşfetmiştir. kafkasyayı araştıran Fransız bilgini yorumunda şunları şaşkınlıkla yazmaktadır: «Ben (Moisey horenskiyin «Coğrafya» eserinder.h.) Rovan adına da rastlıyorum. Azerbaycan’ın bir bölgesine verilen bu ad muhtemelen Revandır ve bu adı ona Müslümanlar vermişlerdir. Ermenistan’ın bir kısmı olan Erivan, onların egemenliği altındaki dönemde Azerbaycan’ın her zaman bir parçası sayılmış olan başkentidir» (5).
Kafkasya’daki Azerbaycan’ın yer aldığı harita (oval kırmızı noktalı çizgi ile işaretlenmiştik), 1730. G. М. Zoyter
Gördüğümüz üzere, saint-Martin ve onun döneminde yaşayan bilim adamları, «daima Azerbaycan’ın parçası sayılan» Revanrevan) kale kentini kuran Müslüman Türk hükümdarlarından ve bu şehri kurdukları tarihten çok iyi haberdardı ve hakkındaki miti Ermeni bilim adamlarının XX. yüzyılın ortasında uydurdukları eski Ermeni ErebuniErevandan hiçbir yerde bahsetmemektedirler. Fakat ortaçağ Ermeni yazarları, günümüzdeki Ermenistan’ın yüzyıllardan beri zaten Azerbaycan’ın içinde yer aldığını yazmışlardır.  kafkasya, küçük Asya vekomşu bölgelerde yaşayan halkların kaderleri yüzyıllardır Azerbaycan hükümdarlar tarafından çizilmiştir. Bu konuya ilişkin birçok bilgiler özellikle ermeni Ortaçağ yazarlarında bulunabilir. Örneğin, Ermeni Katolikosu Simeon Erevantsi (1763-1780 yılları arasında Ermeni Kilisesinin başındaydı) «cambre» eserinde (6) günümüzdeki Ermenistan’ın Güney Kafkasyadaki topraklarının Azerbaycana ait olduğunu ve Azerbaycan hükümdarlarına tabi olduğunu teyit eden birçok belge ve kararname vermektedir. Bunlardan bazıları:

«BÖlÜM 20. Şah Süleyman’ın, köyümüz halkının isteği üzerine İslam dönemi 1085 yılında verdiği kararnamesi vardır. dilekçede şöyle yazmaktadır: «çok eski zamanlardan beri bize ait olan Şahi-Arkahın kanalı) adında [sulama] kanalımız vardır; ama şimdi hacigar [köyünün] halkı bu sulu kanalı elimizden zorla almak istiyorlar». dilekçenin başlığında şah, Azerbaycan serdarı ve Erevan hükümdarına hitaben bir kararname yazmaktadır: «Bu konunun tahkikatını yapın; eğer su eçmiadzine ait ise ona verin, ve hacigar halkı suya dokunmasın». №... kaydı altında bulacaksınız [293]. Şah süleyman’ın Azerbaycan ülkesindeki bütün Ermenilerin dilekçesi üzerine İslam dönemi 1079 yılında cevap olarak verdiği kararnamesi vardır, … №... kaydı altında bulacaksınız.

BÖlÜM 21. Fars Şahı Büyük Abbas, İslam dönemi 1112 yılında ve M.s. 1052 yılında (1603), Katolikos Meliksetin döneminde Türklerin Azerbaycan ülkesini fethettiğinde o: bizim Erevan ülkemizin başına Amirguneyi han olarak koymuştur».

Gördüğümüz gibi, Ermeni ortaçağ yazarı adı geçen toprakları Ermeni toprakları olarak saymayıp onların Azerbaycan’ın içinde yer aldığını yazmakta ve onları «Erevan Ülkesi» diye yani ilk beylerbeyi olarak tayin edilen Azerbaycanlı komutan Amirgune-han (hükümdarlık yılları 1604—1628) tarafından kurulan erivan hanlığının toprakları diye adlandırmaktadır. Aslı eçmiadzin kütüphanesinde korunan «Cambra» eserinde, çeşitli ermeni derebeylerine erivan hanlığı alanındaki toprakları ve melik unvanlarını veren Azerbaycan hükümdarlarının verdiği kararnameler yer almaktadır. Bununla birilikte, bu Ermeni feodallerinin büyük çoğunluğunun daha önceleri buralarda toprak sahibi olmadığı açıkça vurgulanmaktadır. «Cambra» eserinin rusça çevirisindeki ön sözünde şunlar yazmaktadır: «din adamı olan ermeni feodallerinin arazilerinin çiftçilerin toprakları sayesinde nasıl genişlediğini eçmiadzin örneğinde görmek mümkündür». Ermeni Katolikosları Azerbaycan’ın İrevan topraklarına Ermenileri aktif olarak temelli yerleştiriyor ve her türlü hilelerle yerli Azerbaycan ahalisine ait toprakları sayesinde Eçmiadzin Manastırının mülkiyetindeki topraklarını genişletiyorlardı.

Azerbaycan topraklarının Ermeni kilisesi tarafından gittikçe ilhak edilmesine ilişkin belgelerin önemli bir kısmı, eski elyazmalar kütüphanesi olan Matenadaranda bulunmaktadır. Bu kaynaklara dayanan ermeni bilim adamı А.d.Papazyan, 1956, 1959, 1968 yıllarında birkaç cilt olarak basılan «Matenadaran Fars Belgeleri» eserini yayınlamıştır. Bu eserde genelde, Azerbaycan şahları kara koyunlu, Ak koyunlu ve Safevilerin XIV.-XVII. yüzyıllar arasındaki tarih dönemini kapsayan kararnameleri yer almaktadır. Ermeni din adamlarının toprak satın alarak yasa dışı arazi edindikleri ile ilgili bu işlerin boyutunu gösteren çok sayıda tapu senetleri ile belgeler, Papazyan tarafından kitabının ikinci cildinde toplanmıştır (7). Sözkonusu belgeler arasında, Eçmiadzinin (aynı zamanda vagarşapat veya Uçkilise olarak adlandırılmakta) ve çevresindeki toprakların Azerbaycanda bulunduğu yazılan ve Ermeni Katolikoslarının imzaladığı belgeler de vardır. Günümüzde Eçmiadzin kütüphanesinde korunan, Vagarşapat köyünün hicre 832 yılına (M.S. 1428) ait bir mektubun parçası aşağıda verilmiştir: «...Bu (Vagarşapatr.h.) ... - Azerbaycan ülkesinde bulunan Kyarbi nahne köylerinden Uçkilse olarak adlandırılan tam bir köyün üçte biridir…» (8).

Ermeniler tarafından adı Vagarşapat olarak değiştirilen Uçkilse köyünün, Uçkilse adı ise eçmiadzin olarak değiştirilen manastırın 1430 yılı tapu senedinde, Said-bek al-Sadi şeyhinin vekili olan Saru (Sarı – r.h.) Melikin «asil hıristiyan dininin piskoposu, Uçkilse mütevellisi halife Grigoriye Azerbaycan ülkesi Çukur Sad vilayetine tabi olan Uçkilise Köyünün üçte bir kısmını» sattığı yazmaktadır. Bu tapu senedi ile ilgili olarak tarihçi V.A.kuliyeva, «sıralanan birçok unvana göre adıgeçen Said-bey el-Sadinin bir Müslüman din adamı olduğu ve Sadlu (Saadlı – r.h.) soyundan geldiği sonucuna varılabileceğini belirtmektedir. Belgeden, Uçkilise köyünün / günümüzde Eçmiadzinin/ Azerbaycana bağlı olan Çukur sad vilayetine dahil olduğu anlaşılmaktadır» (9).

XIX. yüzyıl Rus haritasına göre Azerbaycan’ın Kafkasya’daki toprakları


Azerbaycan Saadlı aşiret ittifakının, Safeviler devletinde, özellikle günümüzde ermenistan Cumhuriyetinin bulunduğu ve onların adını taşıdığı çuhur-Saad topraklarında önemli bir rol oynadığını vurgulamış olalım. «Saadlı», «saatlı» sözü Güney Kafkasyadaki toponimlerinde ve yerleşim birimlerinin adlarında hâlâ korunmaktadır (Azerbaycanda Saatlı ilçesi vardır), fakat günümüzdeki ermenistan topraklarında onların hepsi yok edilmiştir.

Tatev Manastırına ait olan hot, Şınher ve halidzor köylerinin sınırlarının detaylı tarifini içeren 1400 yılı tapu senedinde, Kapanat, sisacan olkilerinin (günümüzde Ermenistan cumhuriyeti toprakları – R.H.) ve Tumannahçıvan Azerbaycan ülkesine ait olduğu kaydedilmiştir (10). ermeni tüccarı Zakariy Akulisskiyin (Aylislı) 1647-1677 yılları arasında yazdığı günlüğe göre Azerbaycan adının geniş bir alanı kapsadığını ve bu ülkenin geniş ticari ve ekonomik dış ilişkilere sahip olduğunu söylemek mümkündür. ermeni bir yazar şunları yazmaktadır: «18 Aralık 1677. Ben, Akulisli mugdusi (kudüste İsanın mezarını ziyaret ederek ibadet eden ermeni hacıları - çevirmen) Agamirin oğlu Zakariy, Tavrizden Maragaya gittim. Aga han’ın oğlu hüseyngulu han, Maraganın hanı idi. O, Adilbeycan veziri Mirza İbragimin kızı ile evliydi. Bu ülke eski zamanlardan beri çok kalabalık, çok iyi ve verimliydi. Burada, kalitesi hindistan pirincinden daha yüksek olan ve ta İspanya’ya kadar hediye olarak ihraç edilen çok iyi pirinç yetişir. Bu ülkede iyi pamuk, yoğun olarak tütün yeşişmekte olup, bol kuru üzüm ve doşab (üzümden ve çeşitli meyvelerden yapılan içecek - çevirmen) vardır» (11). Buna ilaveten Zakariya, Karabağ toprakları ile ilgili olarak her yerde Artsah yerine Karabağ yazmaktadır. Günümüzdeki Ermenistan toprakları dahil olmak üzere, metnin her yerinde, Zakariya tamamen Türk toponimleri (coğrafik yer isimleri) ile hidronimlerini (su yerlerinin isimleri) sıralamaktadır.

Ermeni Ortaçağ yazarlarının Azerbaycan’dan bugünkü ermenistan topraklarında bulunuyormuş gibi bahsetmiş olmaları hususunu açıklamaya çalışırken çağdaş ermeni bilim adamı Prof. Garnik Asatryan, Azerbaycan’ın, ermeni coğrafya bölgesi dahil olmak üzere kafkasya’daki ve küçük Asya’daki toprakları kapsayan siyasi-idari birim ve devlet olduğunu dolaylı olarak kabul etmektedir. Bu hususta, bazı düzeltmelerolsa da G.Astryan «Azeri halkı var mıdır?» makalesinde şunları yazmaktadır: «Bazı tarih dönemlerinde, bölgenin Araplar tarafından fethedilmesinden sonra (639-643 yılları) ve daha sonraki dönemde, Türklerin işgalinden sonra (11-12. yy.) – Azerbaycan Bölgesi Arran ve Şirvan ile (günümüzdeki Azerbaycan cumhuriyeti’nin toprakları) ve Ermenistan ile birleşikti. Bu da Azerbaycan kavramının bazı ortaçağ kaynaklarında daha geniş anlama sahip olduğunun nedenidir» (12).

Sonuç olarak, birçok Ortaçağ ermeni yazarlarının çalışmalarını inceledikten sonra, Azerbaycan topraklarının yüzyıllardır Güney kafkasya ve komşu bölgelere kadar yayıldığını, günümüzdeki ermenistan Cumhuriyeti’nin alanının ise tarihî Azerbaycan topraklarının bir kısmı olduğunu belirtmek gerekir.

Kaynakça:

1. Зевакин Е.С.. Очерки по истории Азербайджана и Ирана XVI-XVII вв., ч. I. Баку, 1938, с. 18 Zevakin Y.S. Oçerki po istorii Azerbaycana i İrana XVI-XVII vv., ç.I Bakü, 19938, s. 18.
2. Jean-Antoine Saint-Martin. «Mémoires historiques e géographiques sur l’Arménie, suivis du texte Armenien de l’histoire des princes Orphélians». Volume2,ImprimerieRoyale, 1819 («Исторические и географические мемуары об Армении, а также текст истории армянских князей Орпелиан», т 2. Париж, Королевская типография, 1819 г. – пер. Н.Ш.Гусейнова)
3. Орбели И.А.. Избранные труды. Ереван, 1963, с. 149 Orbeli İ.A. İzbrannıye trudı. Erevan, 1963, s. 149.
4. Saint-Martin M. «Mémories historiques et géografique sur l’Arménie», Vol. II, Paris, 1819, p.
81
5. Jean-Antoine Saint-Martin. «Mémoires historiques et géographiques sur l’Arménie, suivis du texte Armenien de l’histoire des princes Orphélians», Vol. II, Paris, 1819, p. 315
6. Cимеон Ереванци. Джамбр. Памятная книга, зерцало и сборник всех обстоятельств Святого престола Эчмиадзина и окрестных монастырей. М. 1958, изд. восточной литературы. Simeon Yerevantsi. Cambr. Pamyatnaya kniga, zertsalo i sbornik vseh obstoyatelstv Svyatogo prestola Eçmiadzina i okrestnıh monastırey. M., 1958, izd.vostoçnoy literaturı.
7. Папазян А.Д.. Персидские документы Матенадарана. II. Купчие. Вып. I (XIVXVI вв.).
Ереван. Изд-во АН Арм.ССР, 1968. Papazyan A.D. Persidskiye dokumentı Matenadarana. II.
Kupçiye. Vıp.I (XIV-XVI vv.). Erevan. İzd-vo AN Arm.SSR, 1968.
8. Ук. соч., «Диван католикоса», папка І з, доп. 1004 Uk.Soç., «Divan katolikosa», papka І z, dop. 1004
9. Кулиева В.А.. Ответ на попытку А.Д.Папазян представить историю Азербайджана как историю Армении // Исторические факты о деяниях армян на азербайджанской земле». Баку, Елм, 2003, с. 135-163 Kuliyeva V.A. Otvet na popıtku A.D.Papazyan predstavit istoriyu Azerbaycana kak istoriyu Armenii // İstoriçeskiye faktı o deyaniyah armyan na azerbaycanskoy zemle. Bakü, Elm, 2003, s. 135-163
10. Папазян А.Д. Персидские документы Матенадарана. Ереван, изд-во АН Арм.ССР, 1968 г., с. 252 Papazyan A.D. Persidskiye dokumentı Matenadarana. Erevan, izd-vo AN Arm.SSR, 1968, s. 252
11. Дневник Закария Акулисского. АрмФАН. Ереван, 1939 г., с. 90, 94, 111, 119 Dnevnik Zakariya Akulisskogo. ArmFAN. Erevan, 1939, s.90, 94, 111, 119.

12. Асатрян Г.С.. Существует ли народ азари? 1I «Азатамарт», N 11, 1992 Asatryan G.S. Suşestvuyet li narod azari? 1I «Azatamart», N 11, 1992

Комментарии: